TAŞINMAZ MAL KOMİSYONU DESTEKLENMELİDİR

tmk

Kıbrıs sorununun girmiş olduğu çıkmaz sokakta hem güney hem de Kuzey Kıbrıs seçim stresi altında her çeşit populizmden medet ummaktadır.

Güney Kıbrıs Meclisi sıfır asker sıfır garanti konusunda, bizim buna hiç bir şekilde olumlu bakmayacağımızı çok iyi bildiği halde sırf seçim yatırımı ve kendi halklarına populizm uygulamakta , boş umut pompalamakta ve hatta Kıbrıslı Türkleri biraz daha cendereye sokmak için bir meclis kararı almıştır.

Bu çözümsüzlük ortamında Kıbrıs Türk tarafının uluslararası arenada eline geçmiş en iyi olanaklardan birisi olan ve uluslararası tanınmış bir organ olan Taşınmaz Mal Komisyonu’ nun işlevinin en verimli ve en hızlı bir şekilde çalıştırılması çok elzem iken, bu komitenin çalıştırılmaması hiçbir mazaretle kabul edilemez.

Taşınmaz Mal Komisyonunu oluşturan AB İnsan Hakları Mahkemesi, bu olanakla, Kuzey Kıbrıstaki Rum mallarını, bedellerini ödeyerek , takas veya iade yöntemlerini de kullanarak Kuzey Kıbrıstaki mülkü uluslararası hukukun içine çekmeye olanak yaratmıştır.  Bu olanak son derece önemlidir ve sonuna kadar en verimli ve hızlı bir şekilde değerlendirilmelidir.

Bu çerçevede , son zamanlarda çalışma hızı yavaşlayan ve kaynak sıkıntısı çektiği anlaşılan Taşınmaz Mal Komisyonunun çalışmaları desteklenmeli ve maddi kaynak da yaratılmalıdır. TMK nın çalışma süreci uzatılmalı ve acilen Değer Artış Vergisi ile kaynak yaratılmasına destek olunmalıdır.

KKTC hükümetleri Kıbrıs Türkü için böylesine hayati olan bu kurumumuza her konuda destek olması gerekirken tam aksine çalışmasını zorlaştıran uygulamalar yapması anlaşılmaz bir durumdur.

Bu son derece önemli konuda Cumhurbaşkanımız Sn. Mustafa Akıncı’ nın hükümete serzenişte bulunmasını olumlu bulur, hükümetimizin bu uyarıyı büyük bir dikkatle değerlendirmesini temenni ederiz.

Devlet Harçlarına Yapılan Zam

parazam

11 Ocak 2017 tarihinden itibaren devlet hizmetleri için ödenen harçlara yapılan zamlar ekonomik zorluklarla mücadele eden toplumumuza ağır bir darbe daha vurmuştur.

Yapılan zamların zaten daralmakta olan ticari faaliyetler ve olumsuz seyreden döviz kurları kaynaklı sorunlar ile birlikte göz önünde bulundurulduğu zaman ülke ekonomisinde bir küçülmeyi hızlandıracağı aşikardır. Bu durumda hükümet yetkililerinden beklentimiz temel gider kalemlerine her fırsatta zam yapılmasından ziyade devletin işleyişinde varolan kronik yapısal sorunların çözülmesi adına detaylı bir eylem planı hazırlanması ve uygulanması, kötü yönetilen bütçe ve devlet maliyetinin halka yüklenilmesinden vazgeçilmesi ve günlük hayatı zamlarla pahalılaştıran eylemlerden kaçınılmasıdır.

Halkın günden güne eriyen alım gücünün yapılan zamlarla yokolmasının önüne geçmek için tüm Sivil Toplum Örgütleri’nin ve toplumun tüm kesimlerinin dayanışma ve birlik içinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Gerçekleştirilen fiyat artışlarının bütçede hangi kalemlere harcanacağı ve toplumsal getirilerinin ne olacağının kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanmasını istiyoruz.

Bu bağlamda, derneğimiz harçlara yapılan zamların günümüz ekonomik koşullarına göre gözden geçirilmesini talep eder ve ülkemizdeki ekonomik şartların iyileştirilmesi adına gerçekleştirilmesi öngörülen yapısal reformlarla ilgili yapılacak çalışmalaraher türlü katkımızı sunacağımızı beyan ederiz.

18.01.2017

Profesyonel Sendikacılık

Kıbrıs İş İnsanları, Yatırımcılar ve Ekonomi Derneği olarak, ülkemizin uzun zamandan beri tartışmakta olduğu profesyonel sendikacılığın kaldırılması konusunda hükümetin ortaya koyduğu düzenlemeyi desteklediğimizi ve küçücük ülkemizde kıt kaynakların daha verimli halde kullanılmasının kaçınılmaz olduğu düşüncesindeyiz.

Diğer tüm sivil toplum örgütleri gibi sendikalar da devlet ve hükümet şemsiyesi altında faaliyet yapmak yerine, özgür iradeleri ve üyelerinin verdiği destek ile faaliyet yapmalıdırlar. Sendikalara bugüne kadar tanınan bu hak, hak olmaktan fazla siyasi rüşvet kokuları içermekte olup, demokrasi kuralları ve eşit rekabet şartlarına da aykırı düşmekte, devlet parası ile bazı sendika liderleri, siyasi reklam yapmaktadırlar.

Ayni düşünce ve bütçe disiplini gereği, bugünlerde yeniden kamuoyunda tartışılmaya başlanan müşavirler ordusu acil çözüm gerektiren sorundur. Halen var olan bu ordunun verimli kullanılarak kamu hizmetlerine ve ülkeye yararlı hale getirilmesi, yeni müşavir yaratma uygulamasının hemen ortadan kaldırılması da taleplerimizin içinde olup, hükümete hatırlatma gereği hissedilmektedir.

07.01.2016

Ölümlü Dağ Yolu Kazası Sonrası Yaşananlar

ogrenci-eylem

29 Kasım 2016 günü yaşanan talihsiz trafik kazası sonrası ülkemizde yaşanan olaylar derneğimiz tarafından üzüntüyle izlenmektedir. Toplumun ve devletin tüm kesimlerinin ortaya çıkan durum sonrasında soğukkanlılıklarını koruyup toplumsal barışı rencide etmeyecek şekilde hareket etmesinin elzem olduğunu düşünüyoruz.

Bu bağlamda, sendikal platformun topluma karşı olan sorumlulukları dahilinde ortaya koydukları taleplerin gerçeğe dönüşmesi adına şiddet ve tehdit içeren eylemlerden kaçınılması ve toplumun geniş kesiminde kutuplaşmaya yol açan söylemlerden uzak durması gereklidir.

Hükümet ve güvenlik yetkililerinin de toplumsal gerilimi düşürecek hal ve davranışlarda bulunması ve bu yönde sorumluluk almalarıson derece önemlidir. Yaşanan trafik kazası ile ilgili vakit kaybetmeden kapsamlı bir soruşturma yapılması ve sonuçlarının kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılmasına ihtiyaç vardır.

Öğrencilerin yaşanan kaza karşısında ortaya koydukları tepki her ne kadar anlaşılabilir olsa da eylemlerin fiziksel saldırı ve şiddet içeren olaylara dönüşmesi haklı davalarına sadece gölge düşürecektir. Bu noktadan hareketle dernek olarak gençlerimize de itidal çağrısı yapmayı görev addederiz.

Son olarak, derneğimiz,ülkemizin kronikleşmiş sorunlarından biri olan trafik konusu ile ilgili toplumun tüm kesimlerini kapsayacak geniş bir çalışma yapılması talebini tekrar eder ve bu konuda elimizden gelen katkıyı koymaya hazır olduğumuzu beyan ederiz.

09.12.2016

Ölümlü Dağ Yolu Kazası

Layout 1

Ülkemizin kanayan yaralarından biri olan trafikteki denetimsizlik ve güvenlik zaafiyetleri ne yazık ki yine masum insanların hayatını kaybettiği bir kaza haberi ile acı bir şekilde yüzümüze vurmuştur. Geride bıraktığımız yıllarda binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açan, ailelerin hayatını karartan ve toplumsal travmaya neden olan trafik terörünün bir türlü önlenememesi devlet yetkililerinin ve kurumlarının acizliğinin bir göstergesi olarak karşımızda durmaktadır.

Kaybedilen canları geri getirmenin mümkün olmadığı ve gerek sosyal gerekse ekonomik bakımdan çok büyük bedellere mal olan trafik güvenliği konusunun ivedilikle ele alınma zamanı gelip geçmektedir. KİYED, başta Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere, tüm yetkili mercileri trafikte AB normlarına uygun bir “Master Plan” hazırlanması ve eksiksiz bir biçimde uygulanması için göreve davet eder.

Gerçekleşen talihsiz kazanın sabah saatlerinde gün ağarmadan meydana gelmiş olmasının da dikkate alınması gereken bir etken olduğunu düşünüyoruz.
Her gün binlerce öğrencinin yaptığı gibi sabah erkenden hazırlanıp okullarına giderken masumane bir şekilde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diler, ailelerine taziyelerimizi iletiriz.

30.11.2016

Çözüm Görüşmelerine Destek Bildirisi

baris-v3

Aralık 1963’ten beri devam eden Kıbrıs sorununun dayattığı çözümsüzlük koşulları BM’nin de sık sık ifade ettiği gibi kabul edilebilir ve sürdürülebilir değildir. Bölgemizde devam eden savaşlar ve çatışmalar, savaş ve çatışmalar yorgunu Kıbrıs halklarına Kıbrıs sorununun çözümünün ve adada sürdürülebilir barışa ulaşmanın önemini hatırlatmaktadır.

Bu bağlamda, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerin son onsekiz ay içinde sürdürdükleri Kıbrıs sorununa BM ölçütlerinde, yani ‘İki toplumlu, iki bölgeli, tarafların tam siyasi eşitliğine dayalı federasyon’ kurmayı hedefleyen çözüm görüşmelerini KİYED olarak destekliyoruz. Liderlerin bu süreçte ulaştıkları aşamayı başarı olarak görüyoruz ve liderlerin tam başarıya ulaşmalarını, yani Kıbrıs sorunu çözüm antlaşmasını halkların onayı için referanduma götürmeyi diliyoruz.

İkinci Mont Pelerin zirve görüşmeleri, liderler için cesur adımları atma aşaması olacaktır. Kıbrıs sorununa çözümde yeterince zaman kaybedilmiştir; kaybedilen zamanın ne kadar değerli olduğunu iş insanları ve yurttaşlar olarak farkındayız. Şimdi artık çözümün tam zamanıdır. Dolayısıyla, KİYED olarak liderlerin BM ölçütlerinde sürdürdükleri çözüm arayışına destek veriyoruz, sivil toplum örgütleri ve halkımız tarafından bu doğrultuda yapılacak olan demokratik eylem ve çalışmaları destekliyoruz, katılımcı olacağız; benzer düşünen örgütleri ve halkımızı da destek olmaya davet ediyoruz.

17.11.2016

T.Ü.K. Bildirisi

tarim

Yarım Asırdan beri ambargolar altında var olma mücadelesi vermekte olan Kıbrıs Türkü’nün çağ dışı yöntemler ile yönetilmeye çalışılıyor olması kaderi midir?

Hayır!

Canını dişine takarak “var olma” mücadelesi veren Kıbrıs Türkü, olası bir çözüm sonrasında ekonomik varlığını sürdürebilmek ve gelişmek gayeleri ile uğraşırken, hükümetimizin bu son dayatması, bizleri çıldırtma girişimi midir?

Tüm dünya, açıklık, şeffaflık, rekabet edebilirlik, kalite ve sürdürülebilirlik çerçevesinde uğraş göstermekteyken bizim hükümetimizin bir kamu kuruluşunun “Beceriksizlik ve populizm” sonucu batmasının cezasını halka kesmek istemesi kabul edilebilir olmamakla birlikte, beceriksiz ve populist kaararları verenlerin bu yaptıklarının hesabını vermek üzere yargının hemen göreve çağrılması şarttır.

KİYED, tarım ürünlerine ve/veya başka herhangi bir konuda ek vergiye şiddetle karşıdır. Bu tip yeni vergiler, ülkemizin rekabet edebilirliğini zayıflatmakta olduğu gibi, maddi kaynaklarımızın Güney ekonomisine kaymasına ve yaşamın pahalılaşmasına neden olmaktadır.

Turizm ve üniversiteler ile istikbalimizi oluşturmak niyetinde isek buna göre davranmak zorundayız. Siyasilerin yanlış yönetim hatalarını bizler ödemeyeceğiz!

24.08.2016

Girne 2. Bölge Emirnamesi Bildirisi

girne

KİYED, 29.07.16 tarihli Girne Belediyesi ziyaretinde, Girne’de Zeyko yağ fabrikası olarak bilinen ve şu anda turistik tesis inşaatı yasal hakları ihlal eder durumdaki proje ile ilgili bilgi almıştı. Yine Girne belediyesinin daveti üzerine 16.08.16 tarihinde 5 Belediyenin ortak düzenlediği Girne 2. Bölge Emirnamesi Değişikliği kapsamındaki bilgilendirme ve görüş alma toplantısına da katıldık. Dernek olarak; gayri yasal bir yapıyı yasallaştırmak ve aynı zamanda, Girne’ye mimari açıdan faydası değil zararı olacak yeni projelerin ‘yatırım’ adı altında önünün açılacağı bir emirnamenin kabul edilemeyeceğini, bir yıldan kısa bir sürede tamamlanacak olan Girne İmar Planı’nın kesinlikle beklenmesi ve yatırım planlarının bunun ışığında şekillenmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

Girne gerek tarihi dokusu, konumu ve gerekse doğası ile Dünya’da eşi bulunmaz şehirlerarasında olup bu özelliklerine layık yatırımları hak etmektedir. Ülke ekonomisine katkı sağlayan turizm yatırımları tabii ki bizler için büyük önem taşımaktadır. Fakat yapılacak yatırımları sürdürülebilir kılan; bu yatırımların doğru planlama ve alt yapı ile yapılmasıdır. Bu yatırımlar, hem yatırımcı, hem ülke ve hem de kamu yararına ancak bu şekilde fayda sağlar.

İhtiyaç duyduğumuz ve tarifini yaptığımız bu yatırımların gerçekleşebilmesi için; yatırımcıya bürokratik engel yaratmadan, oyalamadan, yatırımcıya makul süre içerisinde kazanç yaratacağını gösteren, yatırımcı dostu, onu dışlayan değil kucak açan, yatırımcının dünyada başka alternatifleri olduğunu bilen ve yatırımcının bir başka tercih kullanabileceğini bilerek hareket eden , fakat ayni zamanda yatırımcının da yerli insanların değerlerine saygı gösteren, yerli insanlara karşı değil, onlarla birlikte hareket edecek olan yatırımcı değerlerinin harmanlanmasını sağlayan bir anlayış ve işleyen sisteme ihtiyaç vardır. Sadece, arazi kullanım planlaması, ulaşım planlaması, imar gelişme kontrol kriterlerini ön plana çıkaran ve sadece ve sadece bu platformda ısrarını sınırlamayarak yatırımcı değerleri ile yerel halkın değerlerine dengeleyip buna önem vererek yürüten bir demokrasi içerisinde yapılanmış şehircilik anlayışı istiyoruz.

Şehirlerin geleceğinin 3-5 kişinin rant sağlamasına yönelik değil, şehrin konumu, dokusu ve doğasının korunmasına yönelik şekillenmesi gerektiği inancındayız, bunun örneklerinin de Dünya’da mevcut olduğunun altını çizmek isteriz.
KİYED’in talebinin; emirnamelerle değil yukarıda açıkladığımız değerlere sahip çıkan bir şehircilik anlayışı ve imar planlaması olduğunun altını çizerek belirtmek isteriz ki, ancak bölge halkının, STÖ’lerin görüşlerini dikkate alan ve şehrin ihtiyaçlarını gözeten bilirkişilerin hazırlayacağı İmar Planları ile şehirler sağlıklı ve demokratik olarak gelişir.

Buna ek olarak Girne Belediye’sini, söz konusu yasa ihlali ile ilgili olarak; mühür kırma ve yasa dışı kat inşa etme eylemlerini, hukuki haklarını kullanarak kaçak yapıyı yıkmaya ve yasadaki yaptırımının da uygulanması istemi ile suç duyurusunda bulunmaya davet ediyoruz. Ellerinde bulundurdukları bu yasal hakkı kullanmamaları durumunda bu mevzuda görevlerini yapmadıklarını ve iyi niyetin ötesine geçtiklerini düşüneceğimizi ve bu konunun takipçisi olacağımızı bildirmek isteriz.

21.08.2016

Su Bildirisi

suTürkiyeden gelen suyun hangi fiyatla halka verileceği ile ilgili hala daha belirsizlikler mevcuttur. KİYED, TC DSİ yetkilisi ve Lefkoşa Türk Belediyesi, Belediyeler birliği Sn. Başkanları ve Sn. Tarım Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanına yaptığı ziyaretlerde suyun maliyeti ile ilgili bilgi talep etmiş, fakat gereken detaylı bilgi alınamamıştır. Şu ana kadar eldeki tek veri, LTB tarafından açıklanan geçici dönemde Lefkoşa’da geçerli olacak su fiyatlarıdır. Gerçekçi hane başı tüketim ortalamalarına bakıldığında halkın büyük bir kısmının en yüksek fiyat kademesinden suyu alacağı görülmektedir. Bu da 2.30 TL’ye alınan suyun, ağırlıklı olarak 7 TL’ye halka satılacağı anlamına gelmektedir. Aradaki bu büyük fark, makul bir fiyatlandırma mantığından daha çok, belediyenin çarpık yapısının finansmanını işaret etmektedir. Tedarikçi kurum olan TC DSİ herhangi bir kademelendirme yapmazken LTB’nin fiyat kademelendirme yapması kafa karışıklığına yol açmaktadır.

Su kaynağının kısıtlı olması durumunda fazla tüketimi önleme amaçlı uygulanan kademelendirme sisteminin, kesintisiz su kaynağı ve alım garantisi koşullarında uygulanması, fiyatı anlamsız bir şekilde yükseltmekten başka bir şey değildir. KİYED olarak, halkı fahiş fiyatlarla su almaya zorlayacak bu fiyatlandırma anlayışına itirazımız vardır. Unutulmamalıdır ki; LTB, KKTC nüfusunun neredeyse üçte birine hitap eden büyük bir belediyedir ve bu fiyatlandırma şeklinin diğer belediyeler için emsal teşkil etme durumu vardır. Bu sebeple, su fiyatı rasyonel, işletme mantığına uygun bir şekilde ve halkın yararını gözeterek hesaplanmalıdır. Lefkoşa Türk Belediyesi, şeffaflık ilkesinin gereği olarak, bu fiyatlandırmanın dökümünü halk ile paylaşmalıdır. LTB Meclisi’nin belirlediği fiyatı kontrol edecek olan Sayıştaylığın ve sonunda kararı onaylayacak olan Bakanlar Kurulu’nun, bu fiyat konusunda toplumsal hassasiyeti dikkate almasını diliyoruz.

21.07.2016